Merhaba! Bu kez size bir konferansa katılmak üzere ikinci kez geldiğim Lizbon’u anlatacağım. İlkinde yazamamıştım. Öncelikle birkaç kelime ile başlayayım.
Ola-merhaba, obrigado-tesekkürler, bons tempos- iyi günler, Prato do Dia –günün yemeği demek.
İstanbul dışında yedi tepeli bilinen Lizbon, anahtar kelimelerle fado (Portekiz Halk müziği), seramik, horoz, nata, yedi tepe, 28 numaralı tramvay, Ginjinha, codfish ya da diğer adıyla Morina Balığı “Bacalhau”, Pattiseri Belem, dar sokaklar dediğimde burayı görenlerin, okumayı sevenlerin hemen aklına gelecektir. Atlas okyanusuna kavuşan Tejo Nehrinin iki yakası üzerine kurulmuş şehir. Lizbon’, kaşifler şehri. Ticaretin gelişmesine katkıda bulunmak üzere bir çok keşif buradan çıkmış yeni yerler bulmaya. 1498 yılında “Vasco da Gama” Hindistan’ı, 1500 yılında “Pedro Álvares Cabral” Brezilya’yı keşfetmiş. Vasco de Gama, Ferdinand Magellan, Pedro Álvares Cabral, Bartolomeu Dias gibi 30 meşhur kaşif ve bilim adamının tasvir edildiği Belem bölgesindeki Kaşifler Anıtı var. En önde Prens Henry, sonra, Vasco De Gama, Macellan var. Anıt; 15. yy’da Portekizli kaşiflerin sefere çıkmalarını teşvik ve finanse eden, dolayısıyla başarılarında da büyük role sahip olan Prens Henry’nin (Denizci Henry) 500. ölüm yılı şerefine 1960 yılında inşa edilmiş.
Lizbon ile aramızda iki saat zaman farkı var. İstanbul’dan Portela havaalanına 4 saat 37 dakika sürüyor uçuş. Havalimanına inerken şehrin yukardan görüntüsü çok güzel. Hava 14 derece. Pasaport kontrolünden gecerken neden geldiğinizi açıklamanız isteniyor. Konferans davet yazısı, ne kadar kalacağınız, neden geldiğiniz…. Dönüş bileti ve ilgili dökümanlar yanınızda bulunsun.. Havaalanına gelince ilk yaptığım tourism information center’dan şehrin ve metronun haritasını almak. Şehir merkezi 7km uzaklıkta ve taksi de kullanabilirsiniz. Taksilerin ucuz olduğunu gelmeden önce öğrendim bloglardan ama metro kullanmayı seviyorum. Metro havaalanından çıkınca hemen sağda aşağıda. Makinalardan bilet almak için 5, 10 euro bulundurmak gerek 20 euro’dan fazla para değişmiyor makinada. Tek yön gidiş 1.40 euro, aldığınız kartı atmayın, 0,50 cent fiyatı ve sonradan aynı karta para yükletebiliyorsunuz. Şehir merkezine metro kullanarak kırmızı hat ile direkt gidilebiliyor, ulaşım çok kolay. Bu kartı metro, tramvay, vapur ve trende de kullanabilirsiniz. Metrodan çıkarken kartı yeniden okutmak gerekiyor o nedenle atmayın.
Konaklama konusunda Arcan ile Sevgi sağolsunlar daha önce tanıştıkları Özge’den bahsettiler ve istersem onda kalabileceğimi söylediler. Özge iktisat okurken Erasmus programıyla geliyor buraya ve sonra y.lisans derken buraya yerleşmeye karar veriyor ve finans konusunda bir şirkette çalışmaya başlıyor. Ev arkadaşı Türkiye’de olduğundan bir odayı Chili’den bir arkadaşa bir odayı da bana verdiler. Evde bir de maviş muhabbet kuşu (adı tanıştırayım Amanda) var tabi. Aşağıda fotoğrafı var. Çok sevimli. Evi bulmam Özge sayesinde çok kolay oldu. Öğlen arasında işten geldi ve metro durağında buluştuk. Kaldığım yer Marques Pombal Metro İstasyonuna yakın. Odam çok şirin, öğrencilik yıllarında ki odama benziyor. Bu arada önemli bir detay bence Lizbon’da musluk suyu rahatlıkla içilebiliyor.
İlk iki gün konferansta sunumlarla geçti ve sonrasında keşifle. Daha önceden de gördüğüm ve yazmadığım notlarımı da aldım önüme.
Lizbon’da neler yapılır? Nereye gidilir?
Lizbon'da o kadar çok şey var ki yapılabilecek. Önceki notlarımdan da yararlanıyoruma ama gezmek için 3-4 gün yeterli değil bana sorarsanız. Burayı öğrenmek için en az bir hafta geçirmek gerek. Şehrin en hareketli, turistik yerlerinden biri Baixia- Chiado bölgesi. Metrodan Baixia- Chiado durağında inince trafiğe kapalı olan alışveriş caddesi Rua Agusta caddesine geliyorsunuz. Caddede sağlı soğlu Indıtex grubunun tüm markaları var hemen hemen. Caddenin üzerinde ilerlerken solda 108 numarada içinde peynir olan balık keki yiyebileceğiniz bir yer var. Isıtılarak servis ediliyor ve ısırınca içinden akan peynir tadını alıyorsunuz. Yanında beyaz şarapla ikram ediliyor. Bir diğeri ise zafer takını geçince meydanda, solda bira müzesi (Museu da Cerveja) var onun içinde satılıyor. Deneyebilirsiniz bence. Rua Agusta caddesinin sonunda deniz pardon nehir :-) gorunuyor ve yolun sonunda büyük tarihi bir kapıdan-aşağıda resmi olan Arco Da Rue Augusta’yı (Zafer Takı) geçerek önceleri Saray Meydanı da denilen Praça Do Comercio- Ticaret Meydanı’na ulaşıyorsunuz. Lizbon'da meydandaki atlı heykel, Lizbon depreminde tahtta olan Jose I.‘e ait. Portekiz İmparatorluğu zamanında Kraliyet Sarayı burada bulunuyormuş, ancak 1755’te olan bir deprem ile Lizbon yerle bir olmuş ve saray yıkılmış. Sahile vardığınızda burayı okyanus sanmayın, Tejo nehri. Caddenin nehir tarafına gidip geri döndüğünüzde yine Baixa bölgesinde Santa Justa Asansörü’nü görebilirsiniz. 5 euro ödeyerek asansörle çıkıp Lizbon manzarasını seyredebilirsiniz. Turistlerden dolayı çok kalabalık. Lisbon çok yokuşlu olduğundan yorgun hissederseniz bir üst caddeye çıkmanın kolaylığı var. Yerel halk biliyor ama gelen turistlerin çoğu bilmiyor ya da geç öğreniyor. Baixia metro durağının hemen yanında 89 numaralı kapıdan girince yerel halkın çok kullandığı bir asansörü kullanarak da Rue Garret caddesine çıkabilirsiniz. Asansörde 4. kata basınca bir alışveriş merkezinin içine varıyorsunuz ve kapısından bir üst sokağa Rue Garret çıkıyorsunuz. Lisbon cok tepeli olduğundan halkın ulaşımını kolaylaştırmak için yapılmış bu asansörler, kestirme yollar var yani. Gidilmesi gereken yerlerden birisi de 1732 yılında kurulmuş olan Bertrand kitapçısı. Guinness kayıtlarına girmiş. Burdan kitap alabilirsiniz hatıra olarak.
Lisbon'da görülmesi gereken yerler Lisbon'un dışında kalan bir çok sarayın bulunduğu Sintra, Avrupa kıtasının en batı noktası olan Cabo da Roca ve aslında bence bir-iki gün kalmalık gidilmesi gereken Cascais. Aslında Sintra'ya gitmek için tren bileti 4,5 euro ama bu üç yere aynı gün içinde gitmek istiyorsanız 15 euro vererek bus+train bileti alabilir ve üç yeri de görebilirsiniz. Sintra'da saraylar arasındaki ulaşıma para ödememiş olursunuz. Sintra'da her saraya gidişte her otobüse binme 5 euro zaten. Sintra UNESCO tarafından "Dünya Kültür Mirası Listesi"'ne alınmış. Sintra'ya gitmek için Rossio tren istasyonundan trene biniliyor. Yolculuk 40 dakika kadar sürüyor. Varınca information center'dan şehir haritasını ücretsiz alabilirsiniz, hangi saraya girmek istiyorsanız bileti de burdan alabilirsiniz. Sadece Pena sarayını (içeriye giriş 14 euro) gezmek bile bir saati geçiyor. İstasyonunun hemen önünden 434 numaralı otobüs tüm saraylara gidiyor ve ring yaparak istasyona geri dönüyor. Pena sarayı önceleri ibadet yeri olarak kullanılırken, yazlık saray olarak yapımı 1840'da Ferdinand II tarafından başlatılmış. İçinde bir çok şey korunmuş. Odalardan odalara geçiliyor. Bir seslensen diğer uçtan duyulmaz. Osmanlı kavuklarına benzeyen avizeler, bakır kapların olduğu mutfak, vitraylar, çalışma odası, yemek masası, çiniler ilginçti. Bu kadar ihtişam var tamam da mutlu yaşamışlar mıdır acaba?
434 numaralı otobüsle tekrar tren istasyonuna gidip bu sefer 403 numaralı otobüse biniyorsunuz. Bu otobüs karanın bitip Atlas okyanusunun başladığı Cabo de Roca'ya gidiyor ve burası Avrupa'nın en batıdaki noktası. Bir kaya üzerine oturup Atlas okyanusunu seyredebilirsiniz. Turizm ofisinden 10 euro vererek sertifika alınabiliyor ama hiç gerek yok. Fotoğraf çektirdiğiniz kayalık anıtta nerde olduğunuz zaten yazıyor.
403 numaralı otobüs burdan Cascais'e devam ediyor. Cascais yat limanının, plajların olduğu, tatil kasabası görünümünde çok güzel bir yer. Burdan Lisbon'a dönmek için tekrar Sintra'ya gitmenize gerek yok. Tren istasyonundan Lisbon'a yarım saatte giden tren var. Cais Do Sodre durağında iniyorsunuz ve nerde konaklıyorsanız o metronun hattını alıyorsunuz.
Konferansın son günü katılımcılara yönelik Lizbon'un 10km kuzeyinde kalan ortaçağ kasabası Obidos gezisi vardı. 9.30'da otelin önünden hareket edildi ve geri dönüş saati olarak 14.30 verildi. Otel lobisinde tanıştığım Çukurova üniversitesinden sevgili Fela ile Obidos'u gezdik. Etrafı surlarla çevrili bir kasaba. Obidos'u çevreleyen kaleyi önce Endülüslüler inşa etmişler. Portekiz'in kralı olan Dinis 1280'lerde Kraliçe İsabel De Aragon'a düğün hediyesi olarak Obidos'u armağan etmiş. O nedenle adı QUEENS TOWN olarak anılmakta, sonraki kraliçeler de burayı korumuşlar. Portekizlilerin meşhur yerel vişne likörleri ginjinha aslında burada üretiliyor ve her mağazanın önünde 1 euro karşılığında ikram ediliyor. Obidos'un arnavut kaldırımlı sokaklarında yürürken sağlı sollu alışveriş yerleri var. Ağaçlardan yapılmış doğal kuş evleri, kitapçı çok ilgimi çekti. Surlara çıkarak çevreyi görebiliyorsunuz. Çok güzel çiçek türleri var. Dönüşte Lizbon' u keşfetmeye vakit kaldı. 28 no'lu tramvayla Lizbon'da yukarı bölgeyi gezebilirsiniz.
Nerede Yenir? Ne Alınır?
Rua Garret caddesinin başlangıcında, yüzünüz denize dönükken hemen sağında Rua dos Sapateiros caddesinin başında, 222 numarada A Licorista restorantı var. Blogda okumuştum. Buranın ahtapot salatasını öneririm. Akşam 19.00 da acılıyor ve küçük bir yer olduğundan insanlar sıraya giriyor. Rue Garret caddesinde Amorino dondurmacısına da uğrayın derim. Saati öğrenince girmeden yanında bulunan kumaşçıya girdim. Evet kumaşçı da Zara’nın geçen sene koleksiyonunda yer alan bazı kumaşları gördüm. Dokununca kalite hissediliyor. Hediye almayı dusunenler için kumaş guzel hediye olabilir. İstediğiniz modeli diktirirsiniz işte. Hediye olarak alınabilecek diğer şeyler bence ginjinha, horoz desenli örtüler, küçük horoz anahtarlıkları.... olabilir. Yemek konusunda kesinlikle tavsiye edebileceğim bir diğer yer Özge'nin son akşam götürdüğü restoran Ligado Prosegur. Buranın önünde uzun kuyruklar oluyor ve isminizi yazdırarak adınız okununca içeri girebiliyorsunuz. Kare şeklinde kızgın taş üzerinde hiç yağı olmayan et, sos çeşitleri, kızarmış patates geliyor ve eti isteğiniz büyüklükte dilimleyerek ve istediğiniz şekilde (az, çok, orta) pişirerek yiyorsunuz. Beklemeye değiyor. Praça de Rossio'da A Ginjinha isimli mekanda vişne likörü tadabilirsiniz.
Obidos'a gidecek olursanız vişne likörü konusunda asıl yer Obidos. Rua Agusta caddesi üstünde ara sokakta Rua dos Correeiros numara 42'de Sushi Sashini'de sushi'de tadabilirsiniz. Seçiminize göre hazırlıyorlar. Rua Garret caddesi üzerinde Cafe a Brasileria çok ünlü ama çok kalabalık. O nedenle daha yukarıda kalan Padaria Portuquesa'yı kahve içmek için tercih edebilirsiniz. Fado dinlemek için Bairro Alto, tarihi şehir kısmı Alfama'yı öneriyorum. Lizbon her açıdan huzurlı ve keyifli bir şehir, görülecek, yapılacak çok şey var. İnsanlar yardımsever ve güleryüzlü. Bir kez gidince tekrar tekrar gelmek isteyeceğiniz bir yer. Ve her gidişte farklı bir yönünü keşfettiğiniz bir şehir. Tekrar tekrar gideceğim. Ve bu notları arttıracağım tabi ki....Aşağıda sizin için Cabo Da Roca, Sintra, Cascais haritası ve Lizbon şiiri var. İyi bir hazırlık yapmadan yola çıkmayın :-)