18 Aralık 2010 Cumartesi
Yaşamak Renktir!
Yaşamak Renktir! Kırmızı: aşk, samimiyet, heyecan, güç, Beyaz: masumiyet, güzellik, ışığı yansıtır, yaz ayıdır kış ortasında canlandırır, Pembe: romantizm, narinlik, enerji, Mavi: güven, sadakat, kararlılık ve bağlılıktır, düşü...ncelere daltırtır, Sarı: Parlaklıktır, aydınlık, yaratıcılık, güneşli günler, Yeşil: Doğadır, yaşamdır, ümittir, yenilenmektir, bolluktur, Portakal: sağlık, güç, iştah, memnuniyet, Mor: asalettir, duygusallık, tutku, zor... Gri: alçak gönüllülük, uzlaşmadır, denge, tamamlayıcılıktır. Yaşamak renktir ve çoğalmak isterim gökkuşağında benim renklerimle...
21 Ekim 2010 Perşembe
Gezgin olmak güzeldir!
Gezginlik! Turist, seyyah olma, tutku, doğaya koşma, dağın çağırması, sırt çantası, rahat ayakkabı (sıkmayacak), pratik yaşam, her an hazır bavul, iyi gözlemci, pratik çözümcü, güleryüz, karmaşık görünen ama basit olan, meraklı (fazla merak iyi değildir de neymiş hıh J ilk aklıma gelenler. Gezgin gezdikçe farklılıklar kadar benzerliklerinde ne kadar çok olduğunu görüyor hayatta, din, dil, ırk ayrımının ne kadar saçma kaldığını fark ediyor benzerlikleri gördükçe…Yerleşik olup, istediğinde gidebilmek nefes almayı ve dinlenmeyi sağlıyor. Döneceğini biliyorsan, hissediyorsan ve istiyorsan. Gezgin olabilmek şansı da gerektiriyor emeği de bence. Her istediğin an gidebilme imkanının olduğu bir iş ve zaman boşluğunu gerektiriyor çünkü. Haritaya bakıp seneye burada olacağım diyebilmek ve vakit geldiğinde orada olabilmek. Filmin içine dalar gibi. Oldukça fazla yer gördüm, şanslıyım. İşim buna imkan veriyor. En etkilendiğim yerlerden biri olan Hindistan’ın ilk aklıma gelen özellikleri renkleri, baharatları, ibadet yerleri, karmaşık yolları, kalabalığı, büyüleyiciliği, farklı olması bir o kadar da benzer olması. Hangi konuda mı? Gülümseyen yüzlerin her yerde olduğu gibi orda da karşılık bulması konusunda…Gezgin olmak kararlı olmayı gerektiriyor ki bu da önemli bir meziyet. Yönünü bulmayı, az seçilen yollara gençken düşmeyi gerektiriyor. Yola düşme zamanı mı yaklaşıyor ne J
NEYİ YAŞAMAK İSTİYORSAN YAŞA ???
NEYİ YAŞAMAK İSTİYORSAN ONU YAŞA
Öyle bir hayat yaşıyorum ki,
Cenneti de gördüm cehennemi de
Öyle bir aşk yaşadım ki,
Tutkuyu da gördüm pes etmeyi de.
Bazıları seyrederken hayatı en önden,
Kendime bir sahne buldum oynadım.
Öyle bir rol vermişler ki,
Okudum okudum anlamadım.
Kendi kendime konuştum bazen evimde,
Hem kızdım hem güldüm halime,
Sonra dedim ki “ söz ver kendine”
Denizleri seviyorsan , dalgaları da seveceksin,
Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin,
Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin.
Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin.
Öyle bir hayat yaşadım ki, son yolculukları erken tanıdım
Öyle çok değerliymiş ki zaman,
Hep acele etmem bundan, anladım.
Nietzsche’den
BENİMKİ …
NEYİ YAŞAMAK İSTİYORSAN YAŞA ???
Öyle bir hayat yaşıyorum ki,
Güzellikleri gördüm çoğunlukla
Öyle bir aşk yaşadım ki
Mutluluk diledim sonunda
Görmeden önce duymayı,
Sevmeden önce anlamayı,
Bir şairin dediği gibi bulmaktan çok aramayı diledim
Bir ömür boyu bitirmeyi değil de
Bir ömür boyu hep yeniden yeniden başlamayı istedim ona
Anladım sandım anlayamadıgımı anladım
Bekledim…
Hayatı ise seyretmedim içine daldım
Sahne bulup oynamadım gerçeği yaşadım
Çemberimin içine gerçek olmasını istediklerimi aldım
Oynayanları ise dışladım
Okudukça anlamaya çalıştım
Ne kadar çok şeyi bilmediğimin farkına vardım
Deniz dalgasız olmaz, dalgalı denizleri gördüm
Yüreğimi sorarsanız dağlarda ördüm,
Çağırdıkça dağlara gittim
Söz dinler gibi göründüm, dinlemedim
Üzülmesinler istedim sevdiklerim hep
Sadece kendim için yaşamadım, düşündüklerim çok oldu
Korkusuz bir hayat yaşadım
Şanslıydım belki, güzellikleri buldum çoğunlukla
Zamanın değerini bildiğimden olsa gerek
Uykuları kısalttım
Acele etmemeyi, beklemeyi öğrendim…
Bilinmeyen, zaman içinde bilinir hale gelecek
Ve nasılsa göreceğiz! (Gör de bil!)
7.3.2008
20 Ekim 2010 Çarşamba
Ağrı Dağı Tırmanışı (2006)
Merhaba Arkadaşlar, hepimiz evlerimize donduk ama eminim gulumseyerek ve
Agri dagi ozlemiyle fotograflarimiza bakiyoruz. Bartu seni bilemem tabi :-)
Simdi dusundugumde gercekten tırmandık mı biz bu daga dediğim Agri daginda
harika zaman gecirmemizi sağlayan Explorer ailesine tesekkur ediyorum. Kısa
bir hatırlamaya ne dersiniz???
20 Ağustos 2006 pazar.... Havaalanında karşılandıktan sonra Doğu Beyazıt a
yola cıktık, doğalgaz boru hattı, üç ambulansın çarpışması, üç koruma
kontrol bölgesinden gecis, İshak paşa sarayı gezisi tüm muhteşemliği ile
Ağrı dağı ve Golden Hill oteline yerleşme... terasın manzarası gercekten
harikaydı ama benim dikkatimi ceken bir diğer konuda kapılarda lütfen
kapınızı kilitleyiniz yazısı oldu. Otelin teli: 0472 312 87 17 Belki yine
gideriz bir gun :-) Saat 20 00 da Atilla saolsun Doğu Beyazıt carsısını
gezdirdi. Nasılda sevdirmiş herkese kendini. Herkes Atilla'ya selam veriyor
:-) Zaten yuzune yansıyor içinin guzelliği. Once Mehmet Ustanın yerinde
lahmacun ikramı, sonra dondurma ziyafeti., alısverise daldık bir de tabi...
21 Ağustos 2006, pazartesi
8.15 de otelden ayrılış ve 8.30 da market alışverişi. Son hazırlıklar
tamam.
Ağrı Dağı FM çalıyor. Herkesin nüfus cüzdanı fotokopisinin fotokopisine kan
grubu ve ulaşılabilecek telefon numarası yazıldı. Ürpertici geldi bir an
açıkcası. Amanınnn. Ağrı çağırıyor napalım.
8.50 Jandarma komutanlığından izin aldık. Ağrı ve yanında Küçük Ağrı
Karşımızda.9.55 de tırmanış noktasındayız ve 2100m seviyesindeyizz.
21 Ağustos, Saat 13.05 Pazartesi: 2900 m deyiz, ilk kamp yerimize
geldik.Akşam yemeği mantarlı çorba, tavuklu makarna ve muhallebi harikaydı.
İyi uyuduk. Uyku tulumları iyiymiş :-)
22 Ağustos 2006 Salı: sabah 6.30 Karşımızda Tendürek dağları var.
11.10 da 3700 deyiz.
12.45 4100 deyiz
Hava oldukca soguk. 14.50 d kmpa geri donuyoruzz.
23 Agustos 2006 Carsamba: Saat 8 de hareket, yukarı kampa 4200 e
taşınıyoruz.Bu kez kayalıklardan gidiyoruz Ercüment'in rehberliğinde. Saat
16 00 a cadırların içindeyiz artık. 17 00 da dolu yağıyor, buz gibi
dışarısı
bakalım tırmanış olacak mı?
24 Ağustos 2006 Erkenden kalktık, çorbalarımızı içtik ve gece karanlığında
3
de tırmanışa başladık. Saat 7.20 de 4950 m deyiz. Saat 8.50 ve Zirveeee.12
gibi kamptayız. 9 saatte cıktık ve indik :-)) Ekibimiz iyi ama dimii..
Atilla harika yiyecekler ve tabi bir de zirve pastası hazırlamış bizim için
saolsun.
25 Ağustos 2006 Cuma: Sabah 6.30 Doğu Beyazıt a donus gunu.8.55 kamptan
ayrılış. 13.20 de dolmuştayız artık. Tabi unutamayacagımız bir seyde evine
ugrayan soforumuzun kapıyı asağı inmeden, dolmusla dokunarak acması. Saat
13.50 Doğu Beyazıt a 5km var.
Nasıl gecti anlamadık. Otelde herkesin ilk yaptığı banyoya koşmak ve iyi
bir
duş almak oldu tabi. Temizliğin kıymetini daha iyi anlıyor insan
uzaklaşınca...
6 Ağustos 2006 Cumartesi. Bizim için ayrılık gunu. 8.30 Doğu Beyazıt-Ağrı
arabasına bindik Gulsum Salim ve Ben. Ağrı terminaline 10.15 de vardık.
Tabi
Ağrı da 20 kadar yolcuya cift bilet satıldıgından herkes ayakta kaldı,
valizler asagi indirildi ve sorun yasadık. Muavinin bu kadar yolcuyu nasıl
götüreyim sorusuna yetkilinin cevabı "nasıl götürürsen götür" oldu. Salim
terminal nizamiye trafik polisine durumu bildirmek için gitti ama karakol
polisine müracat etmesini soylemisler. Oda ortada yoktu zaten.Yerimize de
valizimizle ilgilenirken baskalari oturuverdi zaten. Kimse itiraz etmedi
duruma. Muavin gariban gorduklerini otobusten indirdi yer acmak
amacıyla.Bir seyler soyledi ve bileti olsa bile üc kisi seslerini
cıkarmadan
indiler asagi. İste Agri terminalinde bu sorunla ugrasirken Hans ve Harry
imdadımıza yetisti. Kendileri bizden 2 saat kadar sonra yola cıkacaklardı.
Ama henuz bulundugumuz yerden gecmemis olduklarından, Ercümentle telefon
trafiği kurarak ve onlara ulaştık, bizi terminale ugrayarak kiraladıkları
minibüse aldılar. Hep birlikte Erzurum a kadar yol arkadasligi yaptik.
Salim
bu arada geleceğimizi annesine haber vermiş ve annesi Kutlu teyze bize
mükemmel bir sofra hazırlamış. Uzun süredir Erzurumda iş dolayısıyla
bulunmalarına rağmen, Hans ve Harry misafirpervirliğimizi, Erzurum'un
yoresel yemeklerini Salim'in annesi sayesinde görmüş oldular. Tabi bizde
arkadaşlığın önemini gördük onların sayesinde. Terminalde ne yapacağımızı
bilemezken, bizi terminale gelip alarak zor bir durumdan kurtardılar. Agrı
tırmanışı gercekten cok guzeldi, guzel arkadaslarımız oldu bu gezi
sayesinde. Hepinizi tanıdıgıma cok memnunum, Ankara da gorusmek uzere
arkadaslar, sevgiyle kalın.
Dilber
20-27 August 006 Ağrı -Ararat Team :-))) Deftere yazdıgınız sıra ile soz
verdiğim gibi. Umarım dogru okumusumdur.
1)Patrick Huet
C Blok , 26 Sinan Bolivar cd.
Phone: 312-441 64 43
2) Hans Hampel (Thanks again for journey to Erzurum :-))
Gernmany o6576 Esckborn
FolkansteinerStr.1
3)Murat Aydın
İstinye sok, no 33/6, Aydınlıkevler Ankara
Tel: 0.532 551 3761
4)Murat Alkan
HSBC, İstanbul
Tel: 0.533 633 27 53
5)M.Salim Ketevanlıoğlu (Agrı ya giderken yanımızda olmasan ne yapardık
Salim. Tekrar saolasın)
0.505.329 92 35
6) Ercument Kurtoğlu (sevgili rehberimiz harika bir tırmanıştı, tekrar
teşekkürler!!)
7) Bartu Önakın
8) Atilla Çakır ( Explorer sensiz, Bartusuz, Ercumentsiz olamaz. Bu aile
cok
guzel ya. Senden ogrenecegimiz cokk yemek var :-)) Bulgur pilavı başta...)
9) Derya Onel İller Bankası Gen. Mudurlugu, Ataturk Bulvarı,
iş: 508 76 43
cep: 0 532 430 95 80
10) Hüseyin Tokat
HSBC Balıkesir
0 532 384 30 31
11)Gülsüm Köseoğlu
Başkent Ünv Hastanesi, Ankara
0 532 375 81 98
12) Baratti Eugenia Canciani Gianfranco
0039336333819
13) Harry Kramer (Thanks again for journey to Erzurum :-))
Kleiberweg 12
D- 33 607 Bielefelt
Germany
14) Celil, rehberimiz. 05355755575
MAİL: macapucare@hotmail.com duydugun gibi yazdım kusura bakmayın
ve benn
Agri dagi ozlemiyle fotograflarimiza bakiyoruz. Bartu seni bilemem tabi :-)
Simdi dusundugumde gercekten tırmandık mı biz bu daga dediğim Agri daginda
harika zaman gecirmemizi sağlayan Explorer ailesine tesekkur ediyorum. Kısa
bir hatırlamaya ne dersiniz???
20 Ağustos 2006 pazar.... Havaalanında karşılandıktan sonra Doğu Beyazıt a
yola cıktık, doğalgaz boru hattı, üç ambulansın çarpışması, üç koruma
kontrol bölgesinden gecis, İshak paşa sarayı gezisi tüm muhteşemliği ile
Ağrı dağı ve Golden Hill oteline yerleşme... terasın manzarası gercekten
harikaydı ama benim dikkatimi ceken bir diğer konuda kapılarda lütfen
kapınızı kilitleyiniz yazısı oldu. Otelin teli: 0472 312 87 17 Belki yine
gideriz bir gun :-) Saat 20 00 da Atilla saolsun Doğu Beyazıt carsısını
gezdirdi. Nasılda sevdirmiş herkese kendini. Herkes Atilla'ya selam veriyor
:-) Zaten yuzune yansıyor içinin guzelliği. Once Mehmet Ustanın yerinde
lahmacun ikramı, sonra dondurma ziyafeti., alısverise daldık bir de tabi...
21 Ağustos 2006, pazartesi
8.15 de otelden ayrılış ve 8.30 da market alışverişi. Son hazırlıklar
tamam.
Ağrı Dağı FM çalıyor. Herkesin nüfus cüzdanı fotokopisinin fotokopisine kan
grubu ve ulaşılabilecek telefon numarası yazıldı. Ürpertici geldi bir an
açıkcası. Amanınnn. Ağrı çağırıyor napalım.
8.50 Jandarma komutanlığından izin aldık. Ağrı ve yanında Küçük Ağrı
Karşımızda.9.55 de tırmanış noktasındayız ve 2100m seviyesindeyizz.
21 Ağustos, Saat 13.05 Pazartesi: 2900 m deyiz, ilk kamp yerimize
geldik.Akşam yemeği mantarlı çorba, tavuklu makarna ve muhallebi harikaydı.
İyi uyuduk. Uyku tulumları iyiymiş :-)
22 Ağustos 2006 Salı: sabah 6.30 Karşımızda Tendürek dağları var.
11.10 da 3700 deyiz.
12.45 4100 deyiz
Hava oldukca soguk. 14.50 d kmpa geri donuyoruzz.
23 Agustos 2006 Carsamba: Saat 8 de hareket, yukarı kampa 4200 e
taşınıyoruz.Bu kez kayalıklardan gidiyoruz Ercüment'in rehberliğinde. Saat
16 00 a cadırların içindeyiz artık. 17 00 da dolu yağıyor, buz gibi
dışarısı
bakalım tırmanış olacak mı?
24 Ağustos 2006 Erkenden kalktık, çorbalarımızı içtik ve gece karanlığında
3
de tırmanışa başladık. Saat 7.20 de 4950 m deyiz. Saat 8.50 ve Zirveeee.12
gibi kamptayız. 9 saatte cıktık ve indik :-)) Ekibimiz iyi ama dimii..
Atilla harika yiyecekler ve tabi bir de zirve pastası hazırlamış bizim için
saolsun.
25 Ağustos 2006 Cuma: Sabah 6.30 Doğu Beyazıt a donus gunu.8.55 kamptan
ayrılış. 13.20 de dolmuştayız artık. Tabi unutamayacagımız bir seyde evine
ugrayan soforumuzun kapıyı asağı inmeden, dolmusla dokunarak acması. Saat
13.50 Doğu Beyazıt a 5km var.
Nasıl gecti anlamadık. Otelde herkesin ilk yaptığı banyoya koşmak ve iyi
bir
duş almak oldu tabi. Temizliğin kıymetini daha iyi anlıyor insan
uzaklaşınca...
6 Ağustos 2006 Cumartesi. Bizim için ayrılık gunu. 8.30 Doğu Beyazıt-Ağrı
arabasına bindik Gulsum Salim ve Ben. Ağrı terminaline 10.15 de vardık.
Tabi
Ağrı da 20 kadar yolcuya cift bilet satıldıgından herkes ayakta kaldı,
valizler asagi indirildi ve sorun yasadık. Muavinin bu kadar yolcuyu nasıl
götüreyim sorusuna yetkilinin cevabı "nasıl götürürsen götür" oldu. Salim
terminal nizamiye trafik polisine durumu bildirmek için gitti ama karakol
polisine müracat etmesini soylemisler. Oda ortada yoktu zaten.Yerimize de
valizimizle ilgilenirken baskalari oturuverdi zaten. Kimse itiraz etmedi
duruma. Muavin gariban gorduklerini otobusten indirdi yer acmak
amacıyla.Bir seyler soyledi ve bileti olsa bile üc kisi seslerini
cıkarmadan
indiler asagi. İste Agri terminalinde bu sorunla ugrasirken Hans ve Harry
imdadımıza yetisti. Kendileri bizden 2 saat kadar sonra yola cıkacaklardı.
Ama henuz bulundugumuz yerden gecmemis olduklarından, Ercümentle telefon
trafiği kurarak ve onlara ulaştık, bizi terminale ugrayarak kiraladıkları
minibüse aldılar. Hep birlikte Erzurum a kadar yol arkadasligi yaptik.
Salim
bu arada geleceğimizi annesine haber vermiş ve annesi Kutlu teyze bize
mükemmel bir sofra hazırlamış. Uzun süredir Erzurumda iş dolayısıyla
bulunmalarına rağmen, Hans ve Harry misafirpervirliğimizi, Erzurum'un
yoresel yemeklerini Salim'in annesi sayesinde görmüş oldular. Tabi bizde
arkadaşlığın önemini gördük onların sayesinde. Terminalde ne yapacağımızı
bilemezken, bizi terminale gelip alarak zor bir durumdan kurtardılar. Agrı
tırmanışı gercekten cok guzeldi, guzel arkadaslarımız oldu bu gezi
sayesinde. Hepinizi tanıdıgıma cok memnunum, Ankara da gorusmek uzere
arkadaslar, sevgiyle kalın.
Dilber
20-27 August 006 Ağrı -Ararat Team :-))) Deftere yazdıgınız sıra ile soz
verdiğim gibi. Umarım dogru okumusumdur.
1)Patrick Huet
C Blok , 26 Sinan Bolivar cd.
Phone: 312-441 64 43
2) Hans Hampel (Thanks again for journey to Erzurum :-))
Gernmany o6576 Esckborn
FolkansteinerStr.1
3)Murat Aydın
İstinye sok, no 33/6, Aydınlıkevler Ankara
Tel: 0.532 551 3761
4)Murat Alkan
HSBC, İstanbul
Tel: 0.533 633 27 53
5)M.Salim Ketevanlıoğlu (Agrı ya giderken yanımızda olmasan ne yapardık
Salim. Tekrar saolasın)
0.505.329 92 35
6) Ercument Kurtoğlu (sevgili rehberimiz harika bir tırmanıştı, tekrar
teşekkürler!!)
7) Bartu Önakın
8) Atilla Çakır ( Explorer sensiz, Bartusuz, Ercumentsiz olamaz. Bu aile
cok
guzel ya. Senden ogrenecegimiz cokk yemek var :-)) Bulgur pilavı başta...)
9) Derya Onel İller Bankası Gen. Mudurlugu, Ataturk Bulvarı,
iş: 508 76 43
cep: 0 532 430 95 80
10) Hüseyin Tokat
HSBC Balıkesir
0 532 384 30 31
11)Gülsüm Köseoğlu
Başkent Ünv Hastanesi, Ankara
0 532 375 81 98
12) Baratti Eugenia Canciani Gianfranco
0039336333819
13) Harry Kramer (Thanks again for journey to Erzurum :-))
Kleiberweg 12
D- 33 607 Bielefelt
Germany
14) Celil, rehberimiz. 05355755575
MAİL: macapucare@hotmail.com duydugun gibi yazdım kusura bakmayın
ve benn
TÜRKİYE’NİN AB’YE UYUM SÜRECİNDE YENİ BİR DEĞER: ENERJİ TARIMI
TÜRKİYE’NİN AB’YE UYUM SÜRECİNDE YENİ BİR DEĞER: ENERJİ TARIMI
Giriş
Günümüzde enerji kaynakları olarak kullanılan petrol ve doğal gaz önümüzdeki yüzyılda daha kısıtlı hale gelecektir. Çin gibi hızla gelişmekte olan ülkelerdeki sanayileşme ve şehirleşmenin getirdiği enerjiye duyulan büyük ihtiyaç, petrol ve elektrik elde etmede kullanılan kömür vb. yakıt hammaddelerinin fiyatlarının son zamanlarda hızla artmasına neden olmuştur. Ülkeler bu nedenle şeker kamışı, şeker pancarı, mısır, kanola, aspir, ayçiçeği, soya vb. tarım ürünlerinden enerji üretilmesi konusunda önlem almaya yönelmektedir. Tarıma gıda fonksiyonu yanında enerji ihtiyacını karşılama gibi stratejik bir fonksiyon daha eklenmiştir. Kırsal kesimin ekonomik yapısının güçlenmesi, yeni iş imkânları sunması, dışa bağımlılığın azalması, yan sanayinin gelişmesi için çevre dostu olan enerji tarımının önemi her geçen gün artmaktadır. Biyoyakıt üretimi, küresel ısınmanın olumsuz etkilerini, fosil yakıt kullanım oranını ve yakıtta dışa olan bağımlılığı azaltmaktadır. Tüm bu etmenler, Türkiye’de petrole bağımlılığı azaltacak olan yeni bir değer olarak “Enerji tarımını” gündeme getirmiştir. Türkiye gelişmekte olan bir tarım ülkesidir ve enerji kaynakları kullanımı konusunda yaşanan değişim, çiftçileri ileride enerji üreticileri olarak çalışmaya yöneltebilecektir. Bu çalışmada, enerji tarımının dünyada ve Türkiye’de nasıl ortaya çıktığı, uygulandığı ve Türkiye’nin enerji tarımı konusunda sahip olduğu güçlü ve zayıf yönleri literatürden yararlanılarak değerlendirilmiştir.
1. Avrupa Birliği (AB) Ortak Tarım Politikası
Avrupalılar İkinci Dünya Savaşından sonra 1950’li yıllarda yaşanan açlık, yoksulluk ve diğer olumsuz sebepler, nüfusun büyük bir bölümünün tarım alanında çalışması ve ülkeler arasındaki farklılıkları azaltmak için tarımda ve diğer sektörlerde ortak bir piyasa kurma istemişlerdir. Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET), 1 Ocak 1958’de Roma Antlaşmasıyla yürürlüğe girmiş ve tarım AET’nin ilk ortak politikası olmuştur. Tarım ile ilgili hükümlerin yasal çerçevesi “Tarım” başlığı altında 38-47. maddelerinde düzenlenmiş ve ortak pazar tarımı da kapsamıştır. Stresa Konferasında gündeme gelen (1958) ve yapılan görüşmeler sonucunda 1962 yılında yürürlüğe giren OTP’ nin amaçları şunlardır:
1) Verimliliği arttırmak, bunun için de; teknik gelişmeyi teşvik etmek, tarımsal üretimde rasyonel bir büyüme sağlamak, özellikle emeğin ve diğer üretim faktörlerinin tam kullanımını temin etmek,
2) Toplulukta tarım kesiminde çalışanların gelirlerini arttırmak, yaşam standardı sağlamak,
3) Tarımsal piyasalarında/pazarda istikrar sağlamak,
4) Yiyecek sunumunu teminat altına almak (tarımsal ürün arzını güvence altına almak),
5) Tüketicilere makul fiyatlarla yiyecek sunmak.
Ortak Tarım Politikası’nın bütün bu olumlu amaçlara ulaşması için sahip olması gereken ilkeler; tek pazar ilkesi, topluluk tercihi ilkesi ve mali dayanışma ilkesidir. Bu ilkeler aslında tarım konusundaki mevcut engellerin kalkmasına yardımcı olmak ve tek bir tarım pazarı kurmayı ilke edinmiştir.
Tek Pazar İlkesi, ile yapılmak istenen üye devletler arasındaki gümrük vergileri, kotalar, ithalat tekelleri vs. aşamalı olarak kaldırılması ve tek bir ülke gibi aynı fiyatlarla ve sabit bir kur üzerinden insan, hayvan ve bitki sağlığını hiçbir şekilde tehlikeye atmayacak bir şekilde tek bir tarım pazarı oluşturmaktır.
Topluluk Tercihi İlkesi, aslında topluluk içindeki tarımsal ürüne öncelik tanınmasıdır diyebiliriz. Böylece üçüncü ülkelerde üretilen ürünlere karşı üye ülkelerin ürünleri tercih edilerek ortak tarım benimsenmeye çalışılmıştır. Bu da iki temel ögeye dayandırılarak koruma mekanizması oluşturulmaya çalışılmıştır.
Mali Dayanışma İlkesi, Avrupa Tarımsal Yönlendirme ve Garanti Fonu’nun (ATYGF) aracılığıyla hayata geçirilmektedir ve üye devletlerin, ortak tarımsal pazar politikasının mali sonuçları konusunda ortak sorumluluk üstlenmelerini anlatır.
Tablo 1: AB’nin Ortak Tarım Politikasında Yapılan Başlıca Reformlar |
Üretim ve verimliliği arttırmak amaçlı Mansholt planı: Planlanan işletmelerin yerine büyük kapitalist işletmelerin oluşturulmasını ve tarımda işgücü azaltılması ile birlikte, arazilerin bir kısmının boş bırakılması önerilir. Fakat plan uzun bir zaman boyunca tartışmalara sebep olur ve kabul edilmez. Bununla beraber AB yine de çiftçi sayısı azaltmayı başarmıştır. (7) |
Üretimi ve stokları azaltmaya yönelik çabalar: 1960 – 1970 yıllarına damgasını vuran yeni ve modern tekniklerin ortaya çıkmasıyla “Yeşil Devrim” terimi ortaya çıkmıştır. Daha sonra ise tarım olanaklarının gelişmesiyle “İkinci Yeşil Devrim” ortaya çıkmıştır. |
Bazı ürünlerde destek fiyatlarının indirilmesi: Ortak Tarım Politikasına uyumu sağlamak amacı ile modern işletmelerin kurulması/varolan işletmelerde yeni modern sistemlerinin kurulması. |
Tarımı destekleme çabalarına gidilmiştir: Bakanlar Konseyi dağlık bölgelerle belirli geri kalmış bölgelerde tarımın desteklenmesi amacıyla bir program çıkarmıştır. Bir takım yapı politikası önlemleri ile Toplulukta tarımsal yapının düzenlenmesi, verimliliğin yükseltilmesi çalışmalarına gidilirken, aynı dönemlerde Pazar ve fiyat politikası yoluyla üretim miktar ve desenine de müdahaleler yoğunlaştırılmıştır. |
Süt üretimi konusunda kotalar getirilmiştir: Özellikle süt üretiminin fazla olması sebebiyle ürünlere yeni kotaların konulması reformuna gidilmiştir. |
Bütçe dengeleyicileri kavramı ortaya çıkmıştır: Sığır ve dana eti ile hububata yönelik harcamaların giderek artması, yeni ülkelerin üyeliği ile bütçeye getirilen yük, dünyada tarım ürünlerinin fiyatlarının düşmesi ve AB ihracat mallarının yükselmesi geniş reformların yapılmasına sebep olmuştur. |
Destek fiyatlarının indirilmesi, telafi edici ödemelere yönelik MacSharry reformu: MacSharry reformları kapsamında piyasa arz ve talep dengelerine müdahalelerin azaltılmasına çalışılmış, temel ürün gruplarına verilen destekleme fiyatlarında üç yıllık bir süreye yayılan indirimler ile süt üretim kotalarında ek indirimler görülmüştür. |
Genişleme hazırlıkları, mevzuatın basitleştirilmesine yönelik... Gündem 2000: AB’nin Ortak Tarım Politikasında çıkan ve muhtemel yaşanacak olan sorunların tartışılması amacıyla 1997’de “Gündem 2000” adlı bir genel reformlar planı yapılmıştır. Gündem 2000 şu reformları içermekteydi: Ürün güvenliğinin sağlanması, Üreticilerin rekabet güçlerinin arttırılması, Çiftçilere alternatif iş olanaklarının yaratılması, OTP’nin çevre korumasıyla bütünleşmesi, çevre kalite politikası, AB’nin tarım mevzuatının sadeleştirilmesi, Tarım ile uğraşanların gelir düzeyi ve yaşam kalitesinin artırılması. |
Bu reformla tarımda köklü değişmeler amaçlanmıştır. Bunların başında aşırı üretimin önüne geçilmesi, “Tek Ödeme Uygulaması” ve “Çapraz Uyum”, çiftçilere mali imkanlar sağlanmıştır, kırsal kalkınmaya ek fon getirilmiştir (modülasyon), yeni üye ülkeler bu uygulamanın dışında tutulacaklardır, mali disiplin mekanizması geliştirilmiştir ve üye ülkeler 2007 yılında zorunlu olarak çiftçi danışma sistemleri kuracaklardır. |
Kaynak:2. AB Ortak Tarım Politikasına Uyum Sürecinde Türkiye Tarım Piyasasındaki Gelişmeler
Türkiye’de tarım işletmeleri küçük ölçekli, dağınık yapıda ve düşük verimliliktedir. Üretim ve pazarlama altyapıları ise yetersizdir. Nüfusun büyük bir bölümü tarım alanında çalışmaktadır. Türkiye’de nüfusun % 35’i kırsal alanda yaşamaktadır. 1 Mayıs 2004’ten itibaren 25 üyeli olan AB’nin istihdamında tarımın payı % 6 düzeyinde bulunurken, GSMH’da tarımın payı % 2’nin altında bulunmaktadır. AB, bütçesinin yaklaşık yarısını tarıma ayırmakta, AB mevzuatının yarısını da tarım oluşturmaktadır (Tablo 2).
Tarım sektöründe yaşanan sorunlar genel olarak; eğitim düzeyinin düşük olması, örgütlenme düzeyinin düşük olması nedeniyle çiftçinin aracıya bağımlı olması, tarım gelirlerinin yetersiz olması nedeniyle köyden kente göçün artması olarak sıralanabilir. Tarımda istihdam edilenlerin oranı ocak 2008’de yüzde 23.2’dir. 2007 Ocak-2008 Ocak arasında tarım sektöründen göç edenlerin sayısı 527 bin kişi iken, aynı dönemde tarım dışı sektörlerde çalışan sayısı 247 bin kişi artmıştır. Tarımdan ayrılanların kentlerde iş bulamamaktadır. Üretimlerini kısan ve uygulamalarını gelişmekte olan ülkelerde de uygulayan ülkelerin küresel ısınmanın etkisiyle su kapasitesi düşmeye başlamış ve kuraklıkla karşılaşmışlardır. Küresel ısınmanın artması sonucu sıcaklık, yağış ve karbondioksit yoğunluğundaki değişmelerle tarımda ürün verimliliği düşmüştür.
TABLO 2: TÜRKİYE, AB-15, AB-25 KARŞILAŞTIRMASI GÖSTERGELER | TÜRKİYE | AB 15 | AB 25 |
Yüzölçümü (Milyon Ha) | 78 | 332 | 402 |
Tarım Alanı (Milyon Ha) | 39 | 134 | 169 |
İşletme Sayısı (Bin Adet) | 3.000 | 7.370 | 13.000 |
Ort. İşl. Büy. (Ha) | 5.9 | 17.4 | 13.0 |
Nüfus (Milyon Kişi) | 80.0 | 372.0 | 452.0 |
İstihdamda Tarımın Payı (%) | 34.0 | 5.0 | 6.0 |
GSMH’da Tarımın Payı (%) | 11.2 | 1.9 | 1.8 |
Kaynak: Gökhan Günaydın, Avrupa Birliği Ortak Tarım Politikası, Türkiye Tarım Sektörü İçin Bir Çıkış Yolu Olabilir Mi?, ZMO, 10.02. 2005
OTP, tarım ürünleri ihracatçısı olan ülkelerin topluluğa ihracatını azaltmıştır. Bu nedenle tarım ürünlerine olan talep azalmış ve fiyatlar düşmüş, ticaret hadleri tarım aleyhine gelişmiştir.
3. Enerji Tarımı Nedir? Biyoyakıtlar(enerji tarımını daha iyi tanımla ve açıkla, kaynaklarla!!!)
Avrupa Birliği'nin tarım politikası içinde giderek güçlenen birkaç pozisyonundan biri olan "çok işlevli tarım" görüşü çevreci ve kırsal kalkınmacı görüşlerle gelişmektedir. Bu kapsamda enerji tarımı sektörünü ele alıcak olursak tanımını aşağıdaki gibi yapabiliriz ( Akder Halis ASOMEDYA Dergisinin Aralık 2003 sayısında s.44-68 yayınlanmıştır.):
Enerji tarımı; gıda güvenliğinin riske edilmediği, marjinal tarımsal alanların değerlendirilebildiği, sera gazları içerisinde en önemli paya sahip olan CO2 emisyonunu azaltmak için önemli bir seçenek olarak görülen, biyoteknolojinin kullanıldığı ve yaygınlaşmakta olan üretim tarzıdır.(Öğüt Hüseyin 2008, Atık Bitkisel Yağlardan Biyodizel Üretiminin Ülkemize Sağlayacağı Yararlar, İstanbul 10 Ocak 2008)
Biyoyakıt “Bitkisel, hayvansal yani her türlü organik yağdan üretilebilen petrol dizeline alternatif, petrol dizelinden pek çok özelliğiyle daha üstün bir yakıttır”. Biyoyakıtlar, en yeni ve en hızlı yaygınlaşan ve ülkeler açısından çok önemli bir yere sahip olmaya aday yeni bir sektörün başlangıcıdır. Biyoyakıtlar; gaz yakıtlar, katı yakıtlar ve sıvı yakıtlar olarak üç grupta toplanmaktadır (Tablo 3).
Tablo 3: Enerji tarımında kullanılan yakıt türleri (Biyoyakıt türleri)
Gaz yakıtlar | Katı yakıtlar | Sıvı yakıtlar |
Biyohidrojen | Odun kömürü-Biyokömür | Biyoetanol |
Biyogaz | Biyopelet-Biyobriket | Biyodizel |
Biyometanol | ||
Biyodimeteleter | ||
Biyoetiltersiyerbutileter | ||
Bitkisel yağlar |
Kaynak: Figen Ar, İç Anadolu Enerji Forumu “Biyoyakıtlar” 14 Nisan 2007, Aksaray.
3.1.AB’de Enerji Tarımı Yapılmasına Yönelik Geliştirilen Enerji Politikaları
AB’de 8-9 Mart 2007 tarihinde belirlenen AB sonuç bildirgesine göre enerji politikası; enerji arzı güvenliğinin arttırılması, Avrupa ekonomilerinin rekabet edilebilirliğinin ve ucuz enerjiye erişiminin sağlanması ve iklim değişikliğiyle mücadele edilmesini içermektedir. AB konseyi 2020 yılına kadar, AB’nin genel enerji tüketiminin % 20’sinin yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanmasına yönelik bağlayıcı bir hedef belirlenmesi ve ulaştırmada kullanılan benzin ve dizel yakıtları içerisinde biyoyakıt oranının üye ülkeler tarafından maliyet etkin bir şekilde en az % 10 oranı seviyesine ulaştırılmasını hedeflemiştir. Bu hedefin bağlayıcılığı üretimin sürdürülebilir olması, ikinci nesil biyoyakıtların ticari olarak var olmaya başlaması ve Yakıt Kalitesi Direktifi’nin uygun düzeyde çeşitleme yapılabilmesine olanak sağlayacak şekilde değiştirilmesine bağlıdır. Konsey, 2007-2009 yılları için kapsamlı bir Enerji Eylem Planı benimsemekte ve Komisyon’u 2010 yılı Bahar Zirvesinde onaylanacak yeni Enerji Eylem Planı’na temel oluşturması için, 2009 başında güncellenmiş bir ‘’Stratejik Enerji Raporu’’ hazırlamaya davet etmektedir.
AB ve Türkiye’de sıvı yakıtlardan en çok biyoetanol ve biyodizel, gaz yakıtlardan ise biyogaz önem kazanan biyoyakıtların başında gelir. Biyoetanol benzin yerine kullanılan bir biyoyakıttır. Şeker, nişasta veya selüloz içerikli bitkilerden üretilmektedir. Bu bitkiler arasında şeker kamışı, şeker pancarı, mısır, buğday, patates, tarımsal atıklar sayılabilir (Ek 1) Bunların arasından ülkemiz açısından en iyi biyoetanol hammaddeleri arasında şeker pancarı, buğday, mısır ve patatestir. Biyoetanol yüksek enerji moleküllerindendir ve iyi rafine edilmesi dikkate alınmalıdır. Benzin ile mukayese edildiğinde enerji içeriği benzinin % 70’dir. Türkiye’de 1980 sonrasında önem kazanmaya başlayan bu yakıtlar AB’de daha önce ön plana çıkmıştır. AB’de biyoyakıtlara verilen verilen önem her geçen sene artmıştır. Biyodiezel ve biyoetanolun toplam 3 sene için üretim miktarları; 2002 yılında 1200000 ton üretilirken 2003’te 1800000 ton ve 2004’te 2800000 ton üretilmiştir. Biyoetanolde kullanılan hammaddelerin arasında bulunan şeker pancarı çok yüksek bir ön bitkidir. Bu yüzden toprağı güçleştirme özelliği ortaya çıkmaktadır.
Biyodizel bitkisel ham yağlardan, hayvan ve bitki atıklarından, mutfağımızda kullandığımız atık kızartma yağlarından üretiminde alkol eklenerek elde edilen bir biyoyakıt türüdür. Biyodizel ilk olarak 1898’de Paris’te – dizel motorlara adını veren- Rudolf Diesel’in motorunu yer fıstığı yağı ile çalıştırmasıyla ortaya çıkmıştır. Dünyada biyodizel soya, kanola, pamuk, ayçiçek, aspir, jetropha, palmiye gibi bitkisel ve hayvansal yağlardan üretilmektedir (Ek 2). Ülkemizdeki hammadeleri ise soya, kanola, pamuk, ayçiçek ve aspirdir. Biyodizelin başlıca yararları arasında şu özelliklerini sıralayabiliriz:
1 Dünyada şu anda fosil kökenli yakıtlar kullanılmaktadır. Bunların arasında petrol, doğalgaz ve kömür bulunmaktadır. Gelecek 50 yıl içinde bu fosil kökenli yakıtların tükeneceği beklentisi doğrultusunda, biyodizel alternatif bir enerji kaynağı olma yolundadır.
2 Mutfakta kullanılan artık yağların değerlendirilmesinde kullanılır.
3 Oluşan bu yeni sektör ile tarım kesiminde yeni iş sahaları oluşabilir.
4 Kota uygulanan, özellikle şeker pancarı üretim alanlarının alternatif bitkiler ve yetiştirilerek değeğlenirilmesini sağlar.( Alternatif Enerji Ve Biyodizel Üreticileri Birliği "Avrupa Birliği Sürecinde Biyodizel" 2005, Ankara)
3.2. Dünyada Enerji Tarımında Başarılı Ülke Örnekleri
Dünyada enerji tarımında başarılı olan ülkeler biyoyakıt üretimini stratejik olarak değerlendirmiş, biyoyakıtları ‘’Yenilebilir Enerji Kanunları’’ içerisinde ele almışlardır. Yeterli miktarda hammaddeye ulaşmak için kendilerine belirli bir geçiş süreci tanımışlar, biyodizel kullanımını teşvik etmiş ve zorunlu kılmışlardır. Vergi indirimi ya da muafiyeti sağlayarak, mevzuatlarını ülke koşullarına göre oluşturmuşlardır. AB sürecinde ve Kyoto Protokolüne göre klasik dizel içerisine 2010 yılında % 5.75, 2012 yılında % 18, 2020 yılında % 20 oranlarında katılması gibi belirleyici hedefler konmuştur. Yıllar itibari ile üretim arttıkça katkı payları da artacaktır. EN 14214 Avrupa standartı olup bu standarda uygun biyodizel üretilmesi mecburiyeti vardır. Almanya ve Avusturya gibi enerji tarımında başarılı olan ülkelerin uygulamalarının arkasında kanola tarımı yatmaktadır. Üretim maliyetlerini düşürmek amacıyla teşvikler uygulayan ABD, mısırdan biyoetanol üreten geniş kapasiteli üretim tesisleri ile dünyada 2. ülkedir. Almanya, Belçika, Avusturya %100 biyodizel kullanımına izin vermekte ve tüketim vergilerinden muaf tutmaktadır. Fransa ise vergi teşviği uygulamakta ve petrol rafinelerinde % 5’e kadar karışımlara izin vermektedir. İtalya, yıllık kapasitesi 125.000 tona kadar olan tesislere belirli süreler için vergi muafiyetleri uygulamaktadır ve biyodizel genellikle ev ısıtma yakıtı olarak kullanılmaktadır. İspanya, deneysel projeler için kullanılan biyodizele vergi indirimi uygulamaktadır. İngiltere, bazı bölgeler hariç vergi muafiyeti uygulamaktadır. İsveç’de 2020 yılına kadar tüm otomobillerin biyodizel ile çalışması ve petrolün kaldırılması planlanmaktadır. Dünya’nın en büyük etanol üreticisi Brezilya’dır ve araçların üçte biri şeker kamışından yapılan etanolle çalışmaktadır. Brezilya, batı ülkelerine yılda 1.890.000 ton etanol ihraç etmektedir. 1997 yılında etanol sektöründe yaklaşık 1 milyon insan iş imkanı bulmuştır. 2002 yılında Kanada’da 5 tesiste yakıt-etanol üretimi yapılmaya başlanmıştır. 2004 yılında Kanada’da etanol-benzin karışımı satan firmaların şube adedi 1000’e yaklaşmıştır. İsveç 165000 ton, İngiltere 80000 ton, Fransa 83000ton, İspanya 195000 ton, Finlandiya 16000 ton, Almanya 220000 ton, Polonya 68000 ton olmak üzere toplam 827000 ton biyoetanol üretilmektedir.
3.3.Balkanlarda Biyoyakıt Üretimi
Günümüzde artan petrol fiyatları, Avrupa ülkelerini, petrol bağımlılığını azaltacak çözümler üzerinde düşünmeye sevk etmiştir. Bulgaristan, Romanya ve Sırbistan’daki yerli ve yabancı yatırımcılar, biyoyakıt üretimine yönelik tesislerin inşaatına başlamışlardır (Tablo 4). Kısa bir süre öncesine kadar Balkanlarda biyodizelin motor yakıtı olarak kullanılmasına çok önem verilmezken, artık kolza ve ayçiçeği gibi endüstriyel bitkilerden üretilen yakıtlar, ciddi bir yatırım sahasına dönüşmektedir.
Tablo 4: Balkanlarda Planlanan Biyoyakıt Üretimi Tesisleri
YIL | ÜLKE | ÜRETİM KAPASİTESİ |
2006 | ROMANYA | 100bin ton/yıl |
2007 | PORTEKİZ | Martier 100 bin ton/yıl |
2007 2008 | ALMANYA | Rompetrol şirketi 60bin ton/yıl MAN Ferrostaal 400 ton/gün |
2007 | BULGARİSTAN | EKO PETROLEUM 150bin ton/yıl |
2007 | SIRBİSTAN | VİCTORİA GROUP 100bin ton/yıl |
Kaynak: “Alternatif Yakıtlar”, Akdeniz İhracatçı Birlikleri, Araştırma Serisi, 10.10.2007, www.akib.net/akib/UserFiles/File/arastirma/ALTERNATIFYAKITLAR.doc
3.4.Türkiye’de Enerji Tarımının ve Biyoyakıt Kullanımının Gelişimi
Türkiye’de biyoyakıtlar her ne kadar 1980’lerden sonra rağbet görmeye başladıysa da aslında temellerinin çok eskiye dayandığını söyleyebiliriz. Cumhuriyetin ilk yıllarında Mustafa Kemal Atatürk, Atatürk Orman Çiftliği'nde kullanılmak üzere biyoyakıt üretimi denemelerini başlatmıştır. Türkiye’de ilk olarak yakıt alkolü 1931 yılında gündeme gelmiştir. Türkiye’nin biyoyakıt üretimi konusunda önemli bir yere sahip olabileceğini gören Mustafa Kemal Atatürk’ün 1934’te Atatürk Orman Çiftliği’nde tarım traktörlerinde bitkisel yağın kullanılması ile ilgili yaptığı bir söyleşide şunları dile getirmiştir : “ Her memleket harp veya buna mümasil fevkalade bir vaziyet karşısında haricin yardımından kurtularak mümkün mertebe kendi hudutları dahilindeki membalardan elde edilebileceği madde-i müşteilerle ihtiyacını temin etmek lüzumunu ehemmiyetle hissetmiştir.” Biyodizel üretimi ticari anlamda 1998 yıllarında Bursa’da küçük bir işletmede başlamıştır. Enerji Bakanlığı Elektrik İdaresi Genel Müdürlüğü’nün devlete ait ilk prototip, araştırma reaktörü yaptırarak bunu MTA’da sanayicinin gösterimine sunması ile sektör hız kazanmıştır. Türkiye genelinde, İstanbul Tuzla deri sanayinde 2 tesis; Bursa, Pendik ve Ankara’da 2 tesis; Aksaray, Mersin, Tarsus, Gaziantep, Nizip, Batman ve Urfa’da olmak üzere irili ufaklı 25 kadar tesis bulunmaktadır. Tesisler uygun olmayan yöntemlerle üretim yaptıklarından kaliteli mal üretememektedirler ve tadilatları için ciddi yatırımlar gerekmektedir. Elektrik İşleri Etüt İdaresi (EİE) tarafından hazırlanan ‘’Enerji Verimliliği Yasa Tasarısı’’ 22 Şubat 2007 tarihinde TBMM gündemine gelmiş ve yasalaşmıştır.
Enerji tarımı Türkiye’de hızla gelişmekte, bu konuda sempozyum ve toplantılar düzenlenmektedir. Türkiye bitkisel yağ kaynakları, yağlı tohum üretimi için uygun iklim, flora ve toprak yapısına sahip olan bir ülkedir. Türkiye’de biodizel üretimi için gerekli araziler bulunmaktadır, ancak yağlı tohum üretimi ve bitkisel yağ tüketiminin ancak %30’a yakın kısmı yurtiçi üretiminden karşılanabilmiştir. Türkiye’nin enerji tarımı yapabilmesi için gereken üretimde kullanılacak hammaddeleri tedarik etmektir. Dünyada ve ülkemizde yüksek verimi nedeni ile biyodizel üretimi için lider yağlı tohum bitkisi kanoladır. Daha sonra ise soya ve aspir gelmektedir. Kanola üretimi 2005-2006 sezonu dünya genelinde 48.549 ton, Türkiye üretimi ise, 12.925 ton’dur.
Enerji tarımının Türkiye açısından en önemli avantajı, enerjide dışarıya bağımlılığı en aza indiriyor olmasıdır. Bu anlamda çalışmalar arasında, örneğin; Ankara Üniversitesi’nin desteklediği bir çalışma sonucunda haşhaş yağından biyodizel elde edilmiş ve diesel motorda yakıt olarak başarıyla kullanılmıştır. Ayrıca Türkiye’de son 3 yılda biyodizel üretimi için önemli ticari girişimler de bulunmaktadır.
3.5.Türkiye’de Enerji Tarımını Teşvik Edici Yönetmelikler
TSE Standardı EN14214 olarak oluşturuldu. Konu yeni olunca KANUN ile ilgili düzenlemeler yapılmaya başladı.2006 Şubatına kadar EPDK biyodizel üretici firmalara lisans almaları için başvuru imkanı sağladı. Nisan ayında Biyodizele 65 kuruş ÖTV geldi sektör durağana geçti. Yerli tarım ürünlerinden üretilecek biyomotorin teşvik edilmekte ÖTV muafiyeti sağlanmaktadır. 28.11.2007 tarihinde yerli üretimde dizele katılacak olan % 2 lik kısım için ÖTV muafiyeti getirilmiştir. Gümrük vergilerinde ayarlama yapılarak ekmeklik buğdaydan alınan GV yüzde 130’dan yüzde 8’e indirilmiş, 23.02.2008 tarihinde ise sıfırlanmıştır. 15.05.2008 tarihinden itibaren söz konusu gümrük vergisi tekrar yüzde 50 olarak uygulanacaktır. 08.04.2008 tarihinde mısırda yüzde 35 olan gümrük vergisi yüzde 20’ye indirilmiştir. Bu da 31.07.2008 tarihinden itibaren yüzde 50 olarak uygulanacaktır. TMO ise sıfır GV ile ithalat yapmaktadır. Pirinçte GV yüzde 45, çeltikte yüzde 34 tür. Bu karar yerli Kanola üretimini teşvik etmiştir. Tarım Bakanlığı 2006 yılı için 20 kuruş/ kğ teşvik ve sertifikalı tohum kullanan çiftçilere de 4 YTL/ kg Tohum teşviki uygulandı. Bu kararlar Kanola tarımına ilgiyi arttırmıştır. Şanlıurfa, Diyarbakır, Adana, Antalya Denizli Manisa , Balıkesir, Tekirdağ Eskişehir, Konya , Samsun, Merzifon gibi şehirlerde Kanola ekimi yaygınlaşmıştır.
3.6.Türkiye'de Biyodizel Üretimi
Avrupa Birliğinin 2003/30/EC Direktifi 2005 sonunda piyasaya arz edilen fosil yakıtlarına %2 oranında biyoyakıt konulması zorunluluğunu getirmiştir. Her yıl bu oranın; 2006 yılında %2,75, 2007 yılında %3,50, 2008 yılında %4,25, 2009 yılında %5,00, 2010 yılında %5,75 olması hedeflenmiştir. Bu nedenle, 2005 yılı verilerine göre yılda 12 milyon ton motorin kullanan Türkiye'nin 2005 yılı verilerine göre 240 bin ton, 2006 yılı verilerine göre ise 330 bin ton biyodizeli ulaşımda kullanması gerekmektedir. 2010 yılına kadar ulaşımda kullanılan motorin miktarı değişmez ise 2010 yılında kullanılması gerekli biyodizel miktarı 690 bin ton olacaktır Türkiye’de biyodizel üretimi için herhangi bir engel yoktur. Fakat satılması için, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu 05.01.2006 tarih ve 630/26 sayılı kararı ile biyodizel üreticilerine “işleme lisansı” alma zorunluluğu getirmiştir. Bunun nedenlerinden biri Türkiye'de üretilen biyodizellerin standartlara uymaması olarak gösterilmektedir. Kasım 2005 itibariyle Türkiye'de yıllık biyodizel üretimi, Gebze, Adana, İzmir, Bursa, Polatlı, Şanlıurfa, Tarsus, Kırıkkale, Ankara bölgelerinde 50.000 tonu aşmış ve üretici sayısı 87'ye ulaşmıştır. Elektrik İşleri Etüt İdaresi (EİE) ile Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın yaptığı ortak çalışmanın sonucunda, Türkiye’nin 1 milyon 900 bin hektarlık kullanılmayan ancak, tarıma uygun arazisi bulunmaktadır. Bu arazilerde enerji tarımı yapıldığı takdirde, 1 milyon 250 bin ton enerji üretimi gerçekleşebileceği belirtilmektedir. Türkiye’de biyodizel 1980 sonrasında belirli illerde öne çıkmaya başlamıştır (Tablo 5).
Tablo 5: Türkiye’de Biyodizelde Başlıca Kurulu Kapasite Sayısı Ve İlleri
Kuruku Kapasite Sayısı | İller |
1 ile 3 kurulu kapasite olan iller | Kırklareli, Edirne, İstanbul, Balıkesir, Manisa, Afyon, Denizli, Antalya, Konya, Aksaray, Çorum, Samsun, Kayseri Diyarbakır, Kahramanmaraş, Batman, Gaziantep, Osmaniye, Kilis, Hatay, Şanlıurfa |
4 ile 6 kurulu kapasite olan iller | İzmir, Mersin, Bursa |
7 ile 9 kurulu kapasite olan iller | Kocaeli, Adana |
10 ile 12 kurulu kapasite olan iller | Ankara |
13+ kurulu kapasite olan iller | Gaziantep |
Kaynak: Adnan Akyarlı Yenilenebilir Enerji Kaynakları ve Teknolojileri Sempozyumu “Ülkemiz Güncelinde Biyodizel Sürecine Genel Bir Bakış Ve Stratejik Değerlendirmeler 5 Eylül 2007.
3.7.AB ve Türkiye’de Biyoetanol
Benzine biyoetanol harmanlama oranının %2’den %5’e çıkarılması kapsamında yapılan çalışmalarda elde edilen sonuçlar şunlardır:
Türkiye’nin 2007 yılı benzin tüketimi 2.540.000 ton olup eşdeğeri 3.392.094.000 litredir. Biyoetanolun benzine %2 harmanlanması durumunda ekonomik göstergeler 68 milyon litreyi gösterirken, %5 harmanlanması durumunda ise bu oran 170 milyon litreyi bulacaktır. Bu durumda mevcut karbondioksit emisyonunun azaltılması, araçların motorunda herhangi bir değişikliğe gidilmemesi ve yerli kaynak kullanılacak olması nedeniyle %5 oranı desteklenmelidir. Sektörün yaratacağı vergi kazançları oranı ise %2 katılması durumunda 103 milyon YTL, %5 oranında katılması durumunda ise 257 milyon YTL olması beklenmektedir. Dolaylı ve doğrudan oluşacak istihdama bakacak olursak %2 oranında katılması durumunda doğrudan istihdam 165 kişi, dolaylı istihdam ise 1.750 kişi olacaktır. %5 oranında katılması durumunda ise bu oranlar yükselip %5 olması durumunda doğrudan istihdam 235 kişi ve dolaylı istihdam 2.500 kişi olacaktır. Sektörün kapasite kullanımı durumu incelendiğinde %5 oranında harmanlanması durumunda mevcut kapasitelerinin tamamına yakınını piyasaya arz edebileceğinden, sektördeki atıl kapasite değerlendirilmiş olacaktır. Biyoetanolun %5 oranında katılması durumunda biyoetanolun toplam benzin içindeki payı %24.85 harmanlama oranı kadar olması beklenmektedir.
Tüm bu değerlendirmeler sonucunda Türkiye’nin enerji tarımı konuusnda güçlü ve zayıf yönleri tablo 6’deki gibi belirtilebilir.
Tablo 6: Türkiye’de Enerji Tarımı
GÜÇLÜ YÖNLERİ | ZAYIF YÖNLERİ |
Türkiye’nin bitkisel yağ kaynakları, yağlı tohum üretimi için uygun iklim, flora ve toprak yapısına sahip olan bir ülke olması, biodizel üretimi için 1 milyon hektar ekilmeyen arazide yağlı tohumlar üretilerek bu araziler değerlendirilebilir. | Türkiye bitkisel yağ ve yağlı tohum ithal eden bir ülkedir. Türkiye’de ekilen tarım alanlarının ancak % 7 sinin yağlı bitkiler olduğunu hatırlatırsak, biodizel konusunda henüz yolunda başında olduğumuz |
Enerjide, petrolde dışarıya bağımlılığın en aza indirilmesi | Çorak ve çeşitli nedenlerden dolayı kullanılamaz durumdaki arazi miktarı oldukça yüksek. |
Çiftçiye iş imkanı, yeni istihdam alanları, destek verilmesiyle kırsal kalkınmanın sağlanması, göçün önlenmesi, | Standart dışı üretimin yapılması |
Biyoyakıtların ülkemizde uygulanır olması için gerekli potansiyel, bilgi birikimi ve alt yapı mevcut olması | Maliyet önemli bir sorun teşkil etmektedir. Bitkisel yağ tüketiminin % 35’ini yerli kaynaklardan, % 65’ini ithalat yoluyla karşılamaktadır. |
Çevre duyarlılığının artması | Kanola bitkisi konusunda yetişmiş çok fazla uzman mühendis olmaması |
Avrupa Birliği’nin biyodizel ilavesini zorunlu tutması | Üretim ve dağıtıma ilişkin mevzuatın oluşturulamaması |
Maliyetinin düşük, üretim teknolojisinin kolay olması,yan ürünlerinin de kullanılabilir olması, hammadde temininin tarımsal kaynaklı ve kolay elde edilir olması sebepleriyle de Tarım Bakanlığı biyodizeli teşvik ediyor. | Biyodizel üretiminin %86'sının kanoladan üretilmesi, Türkiye’de üretimin çok büyük çoğunlunun hammadde ithalatıyla gerçekleştirilmesi |
'Üretimde yerli hammaddenin kullanılması | Eldeki kaynakların yeterince değerlendirilememesi ve hammadde azlığı. Odun, bitki, hayvan atık-artıklarından yakacak olarak ısınma ve pişirmede yararlanmakta |
Avrupa Birliği'nde (AB) biyodizel üretimine her geçen gün daha fazla önem verilmesi, AB'de biyodizel üretiminin kullanımının zorunlu hale getirilmesi | Küresel ısınmaya karşı tarımsal faaliyetlerin düzenlenememesi ve su kaynaklarından daha az su kullanacak şekilde önlemler alınmaması |
Dünyada petrol rezervlerinin tükeniyor olması, petrol fiyatlarının artması ve fosil yakıtların ve atık yağların çevreye büyük zararlar vermesi |
Kaynak: hangi kaynaklardan derlenebilir??? Kaynaklarından derlenmiştir yaz
4. SONUÇ VE ÖNERİLER
Gelişmiş ülkelerde enerji tarımının önemi hızla artmaktadır ve biyoyakıt kullanımının ileride daha da artması beklenmektedir. Türkiye’de tarım politikasına enerji tarımının da dahil edilmesi, iklim değişikliklerinin sonucu orta ve uzun vadeli tarım ve enerji stratejisi ve planı geliştirmesi, enerji tarımında kullanılacak kanola gibi hammaddelerin üretimi için gerekli yol haritasının oluşturulması, çiftçilerin enerji tarımı konusunda bilinçlendirilmesi ve yağlı tohum üretimi teşviklerinin artırılması önemlidir. Kara, deniz taşımacılığında, jeneratörlerin kullanımında biyodiesel kullanılabilmektedir. Türkiye’nin bir tarım ülkesi olduğu unutulmamalı ve biyoyakıtların üretimi için gerekli hammaddelerin yetiştirileceği tarım alanlarına önem verilmelidir. Türkiye’de biyoyakıt üretimine önem verilmeli ve alt yapı, enerji teknolojileri, finansal kaynak bulma gibi konular üreticiler için sorun olmaktan çıkarılmalıdır. Biyoyakıt sektörü güçlendirilmeli ve mevzuatlar sektör temsilcileriyle birlikte bir kısa sürede çıkarılmalıdır. Bununla birlikte biyoyakıtların aslında bir çevre dostu olduğunu unutmamalıyız. En önemli sera gazlarından biri olan CO2 emisyonunun azaltılmasında önemli bir rol oynayan bioyakıtlar aslında gelecekte insan sağlığı için çok önemli bir yere sahiptir.
Günümüzde küresel ısınmanın olumsuz etkisinden korunmak amacıyla daha az su kullanılacak şekilde su kaynaklarının yönetilmesi ve üretilen çeşitlerde değişikliğe gidilmesi gerekmektedir. Kuraklığa dayanıklı ürünlerin yetiştirilmesi önem kazanacaktır. Gelecekte gıda fiyatları daha da artacaktır. Türk tarımının geleceği için insana, altyapıya, kurumsal iyileştirmelere yatırım yapılmalıdır. Tarımda bilim ve teknolojinin gelişmesine, enerji tarımı, organik tarım gibi yeni konulara gereken önem verilmeli, bu konularda çiftçiler eğitilmelidir.
KAYNAKÇA
Alptekin, Ertan, Mustafa Çanakçı, Biyodizel Ve Türkiye'deki Durumu, Mühendis Ve Makine, Cilt 47, Sayı 561.
Aysu, Abdullah (2006), “Avrupa Birliği Ve Tarım”,1. Basım, Kalkedon Yayınları 8, İstanbul, Mayıs.
Ar, Figen (2007), “Biyoyakıtlar”, Pankobirlik, Samsun 4-5 Eylül.
Akyarlı, Adnan (2006) Yenilenebilir Enerji Kaynakları ve Teknolojileri Sempozyumu “Ülkemiz Güncelinde Biyodizel Sürecine Genel Bir Bakış Ve Stratejik Değerlendirmeler .
Denli, Aylin (2008), Enerji Tarımı, http://www.tarimsalpazarlama.com/article.php?id=330,18 Mart 2008.
Günaydın, Gökhan (2005)Avrupa Birliği Ortak Tarım Politikası, Türkiye Tarım Sektörü İçin Bir Çıkış Yolu Olabilir Mi ?,ZMO, 10,02.
Koç, A.Ali, Gülden Bölük (2008), “Dünya Ve Türkiye’de Biyoyakıtlar: Üretim, Politikalar, Maliyet Ve Etkileri” Ankara 24 Nisan.
Küresel Gıda Krizi ve Türkiye, Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi, www.asam.org.tr
Türkoğlu, Necmettin (2008) http://www.tarimsalpazarlama.com/article.php?id=12, 15 Ocak.
Varol, Sinan “Dünden Bugüne Ortak Tarım Politikası Ve AB Tarımının Yönetim Yapısı”, www.zmo.org.tr/etkinlikler/abgst03/08.pdf
“Alternatif Yakıtlar”, Akdeniz İhracatçı Birlikleri, Araştırma Serisi, 10.10.2007, www.akib.net/akib/UserFiles/File/arastirma/ALTERNATIFYAKITLAR.doc
Ek 1: Enerji Tarımında Biyoetanol Elde Edilmesinde Kullanılan Hammaddeler Ve Başlıca Özellikleri:
Kullanılan Hammadeler | Başlıca özellikleri |
Şeker Pancarı: | Şeker pancarından 6600 litreden yaklaşık 5.5 ton biyoetanol üretilmektedir. Buğdayda ise yine 6600 litreden 5 ton, mısırdan 4.7 ton ve patatesten yaklaşık 4.5 ton üretilmektedir. Bu durumda ülkemizde en iyi biyoetanol hammedesi şeker pancarı olmaktadır. Ülkemizde geçimini şeker pancarı ile temin eden yaklaşık 3 milyon insan bulunmaktadır. Ülkemizde Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri dışındaki 5 bölgede üretilmektedir. Şeker pancarının işlenmesinden küspe ve melas (kimya, alkol, maya sanayiisinden kıymetli bir hammadde) ortaya çıkar. Ülkemizde her yıl 8 milyon dekarda ekimi yapılmaktadır. 4.5 milyon dekardan biyoetanol üretilmektedir. Ülkemizde biyoetanol 2004 yılından beri mısır ve buğdaydan üretilmektedir. Şeker pancarından biyoetanol üreten ilk fabrika Pankobirlik çatısı altında yer alan Konya-Çumra Şeker Fabrikası Entegre Tesislerinde hizmete girmiştir. 2007 yılında faaliyete geçen, 84 milyon litre/yıl kapasiteli tesis ülkemizin en büyük biyoetanol tesisidir. (www.pankobirlik.com 05.07.2008 ) |
Buğday | Her mevsim yağışlı olan Karadeniz kıyılarında ve Doğu Anadolu’nun düşük sıcaklığa sahip yüksek yerleri dışında her bölgede ekimi yapılmaktadır. |
Ek 2: Biyodizel Üretiminde Kullanılan Hammadeler ve Başlıca özellikleri
Kullanılan Hammadeler | Başlıca özellikleri |
Kanolanın başlıca özellikleri | Türkiye’nin bütün coğrafi bölgelerine adapte olabilen bir üründür ve genellikle susuz yerlerde yetişir. Genelde kışlık ekim zamanı eylül ayı olup yazlık ekim alanı ise nisan ayıdır.Yağ oranı % 38 - %48 arasıdır. Kolza adıyla bilinen bir bitkinin türevi olup aslında bu konuda başka bir rakibi bulunmamaktadır. Kanola dekar başına 600gr ekilmekte olup dekara (dönüme) ortalama 300-510 kg verimi bulunmaktadır. Bu bitkiden çiftçi bir dekardan (dönümden) 350kg ürün elde ettiğinde bu miktarın %40 oranında motorine eşdeğer elinde enerji var demektir. Geriye kalan %60’lık kısım küsbe çiftçiye çok değerli protein içerikli hayvan yemi olarak bir geri dönüşüm sağlamaktadır. kanolanın maliyeti buğday ve ayçiçeğinden daha düşük. Ayrıca, GAP Bölgesi’nde kanola ve/veya soya ekimi ile yılda 1,5 milyon ton biyomotorin üretimi yapmak mümkündür. Dünyada gerçekleştirilen biyodizel üretiminin % 86'sı kanoladan üretilmekte, ancak ülkemizde üretimin büyük çoğunluğu hammadde ithalatı ile gerçekleşmektedir. Kanola üretiminin yaygınlaştırılması için sanayici ve ziraat odalarının birlikte çalışarak, sözleşmeli üretime geçmelidir. |
Aspir’in başlıca özellikleri | Türkiye’de yıllara göre değişmekte olup yaklaşık ekim alanı 600.000 hektarı bulmaktadır. Bunun %75 gibi büyük bir oranı Trakya-Marmara bölgelerinde ekilmektedir.Yağ oranı %30-%50 civarlarındadır. Dekara (dönüme) ortalama 300-500 kg verimi bulunmaktadır. Bu bitkiden çiftçi ortalama 370 kg verim aldığını düşünürsek bu miktar yaklaşık %42 oranında eşdeğer motorin çiftçinin elinde enerji var demektir. Biyodizel karışımında ayçiçek+kanola ve geriye kalan %60’lık kısım küsbe çiftçiye çok değerli bol proteinli yem olarak karşımıza çıkar |
Jetropha bitkisi | Zehirli bitkiler sınıfına girer ve kırmız ırenkte çiçekleri vardır. Mart Temmua arası çiçek açar. Kuraklığa dayanıklı ve çok amaçlı bir bitkidir fakat besin olarak kesinlikle kullanılamaz. Geçmişte gaz lambaları ve mum aydınlatmaları ile pişirme işlemlerinde kullanılan bu bitki insanların kendi kendilerine yetmeleri için temin edilmekteydi. Şimdilerde ise biyodizelin elde edilmesinde kullanmaktadır. Jatropha’nın dış kabuğu biyodizel endüstriyel atıklardan filtreleme araştırması yapmak üzere test edilmiştir.(www.dry-net.org No:1 Aralık 2007 kurak alanlara gelecek sunan küresel bir girişim 02.07.2008) Şu ana kadar en büyük üretim yeri dünyada ise Tazmanya’dır ve bu bitkiden yüksek bir verim alacaklarını söylüyorlar(http://www.diligent-tanzania.com 02.07.2008 |
Soya bitkisi | Anavatanı Çin ve Kore’dir. Dünya soya üretiminde en büyük pay %50 ile ABD’dir. Soya tohumlarında %40-%45 oranında protein %18-%20 oranında da yağ bulunur. Türkiye’de Adana ve Osmaniye illeri soya üretiminin %80-%85’ni karşılamaktadır. Fakat bu oranlar bilinçsiz tarımdan ötürü son yıllarda 50-60 bin tona düşmüştür.Yetişme dönemi boyunca soyanın 550-600 mm. suya ihtiyacı vardır. Bu nedenle, bol yağış alan Karadeniz bölgesi dışındaki yörelerde ancak sulama uygulamasıyla soya tarımı yapılabilir. (http://www.cukurovataem.gov.tr/Soya%20Yetistiriciligi.pdf soya yetiştiriciliği ahmet nedim nazlıcan 02.07.2008) Nisan ayında ekim yapılabilir. |
Pamuk | Pamuk bitkisi her türlü toprakta yetişebilen bir bitkidir. 750 bin hektarda ülkemizde ekili olan pamuk Çukurova, Ege, Günetdoğu Anadolu Bölgeleri ile Antalya Bölgesinde yoğun olarak yetiştirilmektedir.(http://www.tarim.gov.tr/arayuz/10/icerik.asp?efl=uretim/bitkisel/bitkisel.htm&curdir=/uretim/bitkisel&fl=yetistiricilik_bilgi/pamuk/pamuk.htm) ( 04.07.2008) Lif bitkisi olması nedeniyle üretimde lif verimi dikkate alınır. Yine de pamuğun tohumlarında (çitiğinde) %16-%24 oranında yağ bulunmaktadır.(Mehmet Çelik, Mustafa Taşyürek, Mahmut Ünaldı Enerji Bitkileri Ve Yeşil Yakıtlar Sempozyumu“Biyodizel Yakıt Özelliklerinin İyileştirilmesi Üzerine Bir Araştırma, İzmir 14-15 Aralık) Ayrıca çiftçilere de yüksek proteinli küsbe olarak geri dönüşüm sağlamaktadır. |
Kaydol:
Yorumlar (Atom)