Jeopark- Jeoturizm konuları şimdiye kadar çok da fazla üzerinde düşünmediğim ve bilmediğim konulardı. Hadi turizm konusu benim çalışma alanıma biraz daha yakın ama jeopark konusuna gerçekten yabancıydım. Ta ki Ankara Universitesi Rektörlüğü tarafından jeopark projesinde gorevlendirilene ve Nizamettin hoca ile tanısana kadar. Kızılcahamam Belediyesi ile Ankara Üniversitesi arasında Jeoturizm Projesi ve Jeopark Kuruluşu esaslarına ilişkin 11.11.2009’da imzalanan protokol toplantısında hoca ile tanıştım. Nizamettin hoca o gün neyi yapmak istediklerini katılımcılara çok net açıkladı ve bunun kısa vadeli değil uzun vadede başarılacak bir iş olacağını belirtti. Kızılcahamam bölgesinde etkin bir şekilde jeoturizm faaliyetlerinin başlatılması, bir jeopark kurulması, geliştirilecek ve çeşitlendirilecek turizm faaliyetlerine yönelik yöre halkının bilinçlendirilmesi, eğitilmesi ve doğa koruma birlikteliğinin sağlanması.
Projenin ortaya çıkışı aslında çok uzun yılların birikimine ve emeğine dayanmakta. JEMİRKO’dan, üniversiteden değerli araştırmacıların uzun yıllar bölgede yaptıkları saha gezileri Kızılcahamam-Çamlıdere yöresinde bulunan bazı ender doğa oluşumlarının mutlaka korunması gerektiğini göstermekte. Eğitim süresince gördüğünüz Güvem-Beşkonak Köyü’ndeki yaklaşık 16-18 milyon yıl öncesine ait balık ve yaprak fosilleri, Güvem’deki sütun bazaltları, Çamlıdere-Pelitçik köyü civarındaki silisleşmiş ağaç fosilleri, Işıkdağı’ndaki Karagöl, Mahkemeağcin köyündeki yeraltı mağaraları ve kiliseler, Çeltikçi’deki Alicin Manastırı bunlardan bazıları. Aslında Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından korunması gereken bu yerler gerekli tedbirlerin yokluğu yüzünden hızla yok olmakta. İşte bu nedenle öncelikle orada bulunan yerel halkın sahip oldukları değerlerin farkına varmaları ve sahip çıkmaları çok önemli. Bu proje bir farkındalık yaratma eğitim projesi ve iknci yarıda hepimize çok iş düşüyor
Doğa hakkında hepimizin öğreneceği çok şey var. Doğa aslında çok iyi bir öğretmen. Ama doğanın fiziksel yönünü anlamakta, geçmişini bilmediğimiz oluşumların aktarılmasında, farkındalık yaratmakta hocalarımızın katkısının ayrı bir önemi bulunmakta.
Tıpkı benim de farkına varmam gibi. Daha önce de Kızılcahamam bölgesine gittim, doğa yürüyüşleri yaptım. Amacım sadece doğanın içinde kaybolmak, temiz hava almak, şehirden uzaklaşmaktı…Oradaki oluşumların, zamanında balık, kurbağa gibi canlıların tuzlu göl veya denizde yaşadıklarının, Kızılcahamam’ın zamanında sular altında kalmış olduğunun farkında bile değildim. Belki zamanında aldığım coğrafya dersleri görsel eğitime dayalı olsaydı benim bakış açımda farklı olurdu. Coğrafya öğretmenime burada bir şey söylemek tabi ki istemiyorum ama okuyarak mı görerek mi öğrenmek denildiğinde imkan varsa tabi ki görerek öğrenmek diyorum. Düşünmesi bile güzel. Geçmişimiz hakkındaki bilgileri ilk elden yerinde gidip görerek öğrenmek…Bu proje ile imkanlar yaratılmak isteniyor işte.
İlk balık fosilini elime aldığım zaman ki bakış açımla ya da kaya diye “baktığım” şeyle, Gerçek hocanın “Fosiller-Stratigrafi-Zamanlar” sunumu sonrasında deniz yıldızı olduğunu “gördüğüm” “zamanın canlısı”. Bakmakla görmek arasındaki fark. Bir çok şeye sadece bakıyoruz, görmeden. Elinde geçmişte yaşamış bir canlıyı tutunca zamanda yolculuk bile yapabilir insan. O dönemleri araştırıp sorgulayabilir. Yer kabuğunda sürekli bir hareketliliğin olduğunu, depremlerin, dağların oluşumunu hafızaya kazıyarak öğrenmek, yaşamın 3.6 milyar yıl önce tek bir hücrede başladığını düşünmek, 25 milyon yıl önce Rhinocerotoid’in Anadolu’da fosilinin bulunduğunu bilmek…Kızılcahamam’da yerin altından sıcak suların nasıl olup çıktığını bilmek. Ne çok şey var öğrenecek?
Araştıran, sorgulayan bir nesil gelmesini mi istiyoruz? O zaman görerek yerinde öğrenmeye daha fazla önem vermeliyiz. Eğitime katılan arkadaşlarımız coğrafya, jeoloji, turizm, tarih, işletme farklı alanlardan. Farklı bakış açılarıyla dolu ama aynı amaçla bir arada. Guzel arkadaşlar edindiniz, harika bir hafta geçirdiniz eminim. (Yanınızda olmayı isterdim ) Şubat ayında projemizin ikinci dönemini gerçekleştireceğiz. Yöre halkıyla birebir iletişime geçerek projenin amacını açıklamaya, görüşlerini almaya, jeoturizmi tanıtmaya çalışacağız. Doğa koruma bilinci yaratacağız. Yasal mevzuatta boşluk olduğunu, yerel halkın sahip çıkmasının önemini anlatacağız. Döndüğünüzde yaşadıklarınızı, öğrendiklerinizi paylaştınız mı merak ediyorum. Duygularınızı, düşüncelerinizi yazarsanız belki de jeopark hikayemiz burada oluşur. Güzel bir hafta geçirmeniz dileğiyle,
Dilber Ulaş
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder